Adımlarımız Yeri Göğü Sarsıyor, İhtilalimiz Büyüyor...
 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Taylan Özgür

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
tuche
Gözdemiz
Gözdemiz
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 84
Nerden : samsun
Meslek : öğrenci
Kayıt tarihi : 30/04/08

MesajKonu: Taylan Özgür   Çarş. Nis. 30, 2008 9:01 pm

TBMM'de Taylan Özgür cinayetini araştırmak için bir komisyon oluşturulması gündemde






17.12.2006
Taylan Özgür, 23 Eylül 1969 öğle saatlerinde İstanbul Beyazıt'ta bir arkadaşı ile birlikte yolda yürürken, yanında duran siyah bir otomobilin içine yaka paça sokuldu. Fakat onu yakalamak o kadar da kolay değildi, otomobilin diğer kapısından fırlayıp kaçmaya başladı. Olayın canlı tanıklarından gazeteci Can Ataklı'nın anlatımına göre, üzerindeki gömlek sıyrılmış, kırmızı renkli bir atletle koşuyordu. Birdenbire çevredeki herkesi yerine mıhlayan bir el silah sesi duyuldu ve Taylan olduğu yere yığıldı. Devlet radyosu bu cinayeti "Beyazıt'ta çıkan silahlı çatışma" diye duyurdu ama bu düpedüz yalandı. Gerçekse, sadece gençlik hareketinin üzerine ilk kanın sıçratılmış olması değil, aynı zamanda, yırtılan atar damardan boşalan kanın artık bir daha asla durdurulamayacak olmasıydı. Bu derin cinayetin, daha ilk günden üzerine sır perdesi örtülmüş olması ve aradan geçen 37 yıla karşın kaldırılamaması da bu yüzdendi. Şimdi TBMM'de bu cinayeti araştırmak için bir komisyon oluşturulması gündemde. Artık iyice zayıf düşmüş hafızalardan, ortadan kaybolmuş tanıklardan, bulanıklaş(tırıl)mış bilinçlerden çıkacak ipuçlarına bakılarak, bu derin cinayetin izi sürülecek; ne kadar becerilebilirse...


CIA kampanyası


Doğacak çocuğuna Taylan adını koyarak yoldaşının anısını yaşatmaya çalışırken kendisi de kısa bir süre sonra Nurhak dağlarında yaşamını yitiren Sinan Cemgil'in, cinayetin hemen ardından ODTÜ'de yaptığı konuşmada dikkat çektiği iki noktanın altını bugün bizler de çizebiliriz. Birincisi, Taylan Özgür ODTÜ'ye provokatif bir ziyaret düzenleyen, Vietnam Kasabı lakabıyla da anılan ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Robert Commer'n arabasını 6 Ocak 1969'da yakanların başını çekenlerdendi. Bu cüretkâr eylemi düzenleyenlere karşı kin tutulması ve acımasızca öç alınmış olması ihtimal dışı değildi. İkinci ve daha önemlisi, Taylan Özgür, Vedat Demircioğlu'nun bir yurt araması sırasında pencereden düş(ürül)erek ölümünden sonra kurşunla öldürülen ilk devrimciydi. Ve bu cinayetin hemen ardından faili meçhul cinayetlerin ardı arkası kesilmedi. Yani tam da Sinan Cemgil'in dediği gibi, "Türkiye'de CIA, artık bir adam temizleme kampanyası açmıştı" ve bu kampanya onyıllar boyu on binlerce gencin yaşamına mal olacaktı.

Yapılan üstünkörü soruşturma sonucunda 1975 yılında Taylan Özgür'ün katili zanlısı olarak Lisan Çakıcı adlı bir polis memuru hakkında dava açılsa da, dava 1977'de beraatle sonuçlandı. Ailesi, katilleri bulma konusunda bütün umutlarını yitirmek üzereyken, Talat Turhan 1990'da bir basın toplantısı düzenleyerek olaya yeni bir boyut kazandırdı. Turhan'a göre cinayeti polis değil, artık generalliğe terfi etmiş bir üsteğmen işlemişti. Ayrıca bu cinayete ve katillerin kimliğine ilişkin bilgileri 1979 yılında dönemin içişleri bakanı olan Hasan Fehmi Güneş'e de bir dosya halinde vermişti. Turhan, bu dosyayı teslim ettiği sırada Güneş'in yanında Deniz Baykal, Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu'nun da bulunduğunu söylüyordu. Turhan, katillerin kimliğini neden açıklamadığı sorularını, "Delilim yok, açıklarsam ispatlayamayacağım için tazminata mahkum olurum" diye geçiştiriyordu.

'Mumcu biliyordu'


Son derece bulanık olmasına karşın ortaya atılan bu ipucu, Taylan Özgür'ün ablası Hale Özgür Kıyıcı'yı yeniden harekete geçirdi. Eline geçen dosyaları haberleştirme konusunda cesaretiyle tanınan Uğur Mumcu'nun yanına gitti ve doğrudan sordu: "Katilleri neden gizliyorsun?" Mumcu bu soru karşısında önce sessiz kaldı, ardından telefonla Talat Turhan'ı aradı. Telefonu kapattıktan sonra yüzü gergin ama üslubu yumuşaktı; "Haleciğim bunlar ortaya çıkacak" dedi.

Kurşun yarası


Taylan Özgür'ün hem annesi hem de babası, katillerin izini sürerken yaşama veda ettiler. Hale Kıyıcı, ailenin 37 yıllık acısını, "Emekli asker olan babam, bir gün kurşun yarasının verdiği ıstırabı tarif etti. Kabuk bağlasa bile yara içten içe acı vermeye devam edermiş. Asla gülemezmişsiniz, çünkü içinizdeki acılar, gülüşünüzü yüzünüzde dondururmuş. Annem ve babam, bu yüzden ölünceye kadar hiç gülemediler. Çünkü biz Taylan'dan sonra, sürekli canımızı yakarak varlığını hatırlatan bir kurşunla yaşadık" şeklinde anlatıyor.



******************************************************************

Suç duyurusu

Hale Kıyıcı (Taylan Özgür'ün ablası): Taylan, Commer'in arabasını yakanlardandı. O olaya adları karışanlardan 26'sının bugün hayatta olmaması yeterince çarpıcı aslında. Ama bence Taylan'ın CIA tarafından hedef seçilmesinin çok daha önemli bir nedeni vardı. Taylan 1968 yılında Hüseyin İnan ve İbrahim Seven'in de aralarında bulunduğu bir grupla İran sınırından Molla Barzani'nin tarafına geçmişti. Henüz kimse El Fetih'e gitmemişti. Onların amaçları da gerilla eğitimi almaktı. İran'a giderken kılavuzluk etmesi için Van'ın Özalp ilçesindeki Anzaflıoğlu aşiretinden olan halamızın kocasının yanına uğramışlar. Eniştem ve oğlu grubun sınırı geçmesine yardımcı olmuş. Ancak Taylan, "Geri dönebiliriz, bizi bir gün bekleyin" diye tembih etmiş ve gerçekten de ertesi gün geri dönmüşler. Taylan enişteme, "Barzani hareketi, CIA patentli. Aklınızı başınıza alın. İran Şahı ile Barzani'nin fotoğrafları her yerde yan yana duruyor" demiş. Taylan'ın hedef haline gelmesinin nedeni Barzani hareketinin ABD ilişkilerini açıklaması diye düşünüyorum. Uğur Mumcu da böyle düşünüyordu.

Biz 16 yıldır Talat Turhan'ın açıklamalarının ciddiye alınmasını istedik. Ama olmadı. Genelkurmay'a başvurdum. "Şemdinli'de hakimleri hizaya getirmek için birkaç bomba attırdım diyen Altay Tokat paşayla ilgili dava açtınız. Eğer iftira atıyorsa bir dava da Talat Turan'a açar mısınız?" dedim. Onun açıklamaları ordunun onurunu zedelemiyor mu? Hava Kuvvetleri Komutanı Faruk Cömert Paşa'ya mektup yazdım. Kardeş acısını çekmiş birisi benim halimden anlar sandım. Bu da işe yaramadı. Şimdi katilleri bildiği halde açıklamayan, Talat Turhan, Hasan Fehmi Güneş, Deniz Baykal ve Ertuğrul Günay hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağım.



İlgisi yok

Hasan Fehmi Güneş (İçişleri bakanı olduğu dönemde, Taylan Özgür hakkında kendisine verilmiş olan dosyadaki bilgileri saklamakla suçlanıyor): Talat Turhan bana sadece kendisinin başından geçenler konusunda bir dosya verdi. O dosyada Kültür Sarayı'nın yakılması, Marmara gemisinin batırılması gibi olaylara ilişkin bazı bilgi ve iddialar yer alıyordu. Zaten kısa süre sonra dosyayı Turhan'a iade ettim. Dosyanın Taylan Özgür'le uzaktan yakından ilişkisi yoktu. İddialar tamamen saçmalıktır. Taylan Özgür'ün ablası, benimle ilgili mesnetsiz iddialarından ötürü tazminata mahkûm oldu. Eğer bana katillerle ilgili bilgi gelseydi, ister general, isterse ne olursa olsun üstüne giderdim. Talat Turhan madem katili biliyor, madem böyle bir dosya var elinde neden kendisi açıklamıyor?



Kontrgerilla

Mustafa Yalçıner (Taylan Özgür'ün yakın arkadaşlarından, Nurhak dağlarında yaralı yakalandı): İstanbul'daki öğrenci birliğinin genel kurulu ertelenince, Ankara'dan gelen grubumuzun bir bölümü geri dönmüştü. Taylan ile birlikte Alparslan Özdoğan da İstanbul'da kalanlar arasındaydı. Rasgele bir öldürme olayı değil, çok net bir kontrgerilla operasyonu bu. Asıl hedefin Deniz Gezmiş ve onun en yakınındaki kişiler olduğunu düşünüyorum. Deniz'in okulda olduğu dekan tarafından ihbar edilmişti. Deniz ile Taylan yakalanmamak için birlikte kaçarlarken peşlerine takılanlar üzerlerine ateş ettiler. Radikalleşen gençliğe karşı bir taraftan komando kampları açılırken, kontrgerilladan gelen hazırlıklar da devam etti. Taylan'ın ölümü, bu operasyonların ilk adımıdır. Bu cinayetin aydınlatılabilmesi Türkiye'nin bugünkü Türkiye olmaktan uzaklaşmasına bağlı.



Provokasyon başlangıcı

Sait Kozacıoğlu (Taylan Özgür'ün öldürülmesinden kısa bir süre önce aynı yerde gözaltına alındı): Ankara'dan İstanbul'a Taylan'la birlikte gelmiştik. Polisler Beyazıt'ta saldırıp, önce beni yakaladı. Bu sırada çenemden yaralandım. Silahlı yakalandığım doğru ama ateş ettiğim yalan. Silahlıydık çünkü komando kamplarında eğitilen silahlı faşistler dernek seçimlerini basıyorlardı. Aynı yerde benden hemen sonra Taylan'ın vurulduğunu gözaltında olduğum için ertesi gün öğrenebildim. Soğuk savaş ortamında ABD, Türkiye konusunda bir sürü tezgahlar çevirdi. Bu cinayet provokasyonların başlangıcıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
taylandenizsinan
Gözdemiz
Gözdemiz
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 124
Yaş : 23
Nerden : düşünce özgürlüğü olduğu yerden
Meslek : öğrenci
Lakap : AVNOŞ
Kayıt tarihi : 19/04/08

MesajKonu: Geri: Taylan Özgür   Ptsi Mayıs 12, 2008 7:26 pm

paylaşım için teşekkürler ;)denizlerden taylanın yanına gömulmek istediler ama bunu bile çok gördüler o insanlara,!!!

_________________
"Bu oğlum Sinan... Bunlar da onun arkadaşları (Kadir ve Alpaslan), kardeşleri.... Onlar da oğullarım... Bu çocuklar, bu oğullar; bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydı. Her biri üstün zekalı birer güzel insandı. Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar, halkı, sizleri sevdiler. Sizin sorunlarınızı omuzladılar. Size yalan söylüyorlar. Onlar eşkiya değildi."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Taylan Özgür
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Siyaset :: Ölümsüzler-
Buraya geçin: